Doğum kontrol hapıları hakkında
Dünya nüfusunun hızla artışı göz önüne alındığında, etkili doğum kontrol ilaçlarının kullanımı tartışılamaz, ama hormon bazında etkileyen ilaçların kullanımı da problemlere yol açabiliyor. Fiziksel açıdan bakıldığında, doğum kontrol ilaçlarının uzun süreli kullanımlarının beden sistemleri üzerindeki etkileri çok düşündürücüdür.
Doğum kontrol hapı, bir problemi çözerken en azından yeni bir problem oluşturan çağdaş teknolojinin nasıl bir iki ağızlı bıçak olduğunun çok iyi örneklerinden sayılabilir.
Doğum kontrol hapının kullanımına son verildiğinde, bedenin (özellikle hormon dengesi) doğal işlevini yeniden düzenleyebilmek için zamana ihtiyacı vardır. İç salgı sistemini ve dölyatağını dengeleyici etki içeren bitkiler, doğal dengenin sağlıklı biçimde ve daha kısa bir sürede kurulabilmesine yardımcı olabilirler.
Arslankuyruğu 1 ölçek, hayıt meyvesi(tohumu 1 ölçek, arslanpençesi 1 ölçek, meyan kökü 1 ölçek. Bitkiler çok ince kıyılır, ölçülür ve iyice karıştırılır (hayıt tohumu havanda hafifçe ezilir). Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür.
İki hafta boyunca günde 3 bardak, üçüncü hafta boyunca günde 2 bardak, dördüncü hafta boyunca günde 1 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir.
Bu karışımda meyan kökü böbreküstü bezlerini destekler, hayıt tohumu ve arslanpençesi dölyatağını ve ilgili salgı bezlerini güçlendirerek hormon yapımını düzene sokar, arslankuyruğu bu iyileşme sürecini destekler ve aynı zamanda da sinir sistemini güçlendirerek, doğal dengenin tam olarak kurulabilmesinin yolunu açar.
Gebelik ve doğum
Gebelik, anne adayı, baba adayı ve beklenen bebek için çok değerli bir süreçtir; büyük dikkat ve saygı gerektirir. Bebek için, annenin yaşam biçiminden ve çevresinden bağımsız olarak, beraberlik ve dinginlik, güvenlik ve bütünlük demektir. Anne adayının bu süreçte aldığı besinler, bebeğin bedeninin gelişimini destekler. Düşünceleri ve duygu dünyası (yakın çevresindeki kişilerinki de dahil olmak üzere) bebeği biçimlendirir ve etkiler. Bu bağlantıların bilincine varmak, göz önünde bulundurmak ve onlara özen göstermek zorundayız.
Gebelik mucizesini ilk öğrenen ve bebeği karnında taşıyan annedir, ama hepimiz annemizin karnında yaşamaya başladık. Durumla ilişkisi olan herkes, anlayış ve sevgiyle bu sürece katılmalıdır, çünkü bu davranış biçimi bebeğin sağlıklılığı bakımından çok önemlidir. Sevgi, bilinç ve gerekenlerin yapılması için her an hazır olmak, tüm bunların anahtarıdır. Bu davranış biçimi, her bakımdan bütünselleşmenin de başlıca temelidir. Şifalı bitkiler kullanımı ve özenle beslenmek ise yalnızca sürecin parçalarıdır; doğal bir doğum ve sağlıklı bir bebek sahibi olmak için yeterli değildir.
Doğanın, anne ve bebek için her bakımdan gerekli önlemleri almış olmasına karşın, bu süreç yine de bazı önlemler ve şifalı bitkilerle desteklenebilir. Doğal bir doğum için gereken tüm ayrıntıları içeren çok yararlı kitaplardan pek çok önemli konu öğrenilebilir. Benim dile getireceklerim de umarım bu önemli bilgilere bazı katkılar sağlayabilir.
Gebeliğin her aşamasında kullanılabilecek zengin bir bitki çeşitliliğini doğa bize sunuyor. Bazıları gebeliğin belirli süreçlerinde kullanılırken, dokuları yatıştıran, güçlendiren ve doğumu kolaylaştıran bazıları da tüm gebelik süreci boyunca kullanılabiliyor. En önde gelen bitkiler, ahududu yaprağı ve böğürtlen yaprağı, yalnız başlarına veya eşit oranda karıştırılarak kullanılabilir. Son 3 ay boyunca(daha da iyisi tüm gebelik süresince) günde en az 1 bardak bitki çayı içilmelidir. Ayrıca genel sağlık durumunun iyileştirilmesi, beslenmenin ve bedensel işlevlerin aksamaması için başka bitkiler de kullanılabilir. Örneğin, doğal demir kaynağı olarak ısırganotundan bolca yararlanılabilir.
Gebelik sürecinde kullanılmaması gereken bitkiler!
Bazı bitkiler dölyatağını önemli ölçüde uyarırlar; kanamayı arttırıcı bitkilerin etkinlik biçimleri böyledir. Bu etkinlik biçimi genelde bir sorun yaratmaz, ama gebelik sürecinde düşüklere neden olabilecek kramplara yol açılabilir düşüncesiyle, dölyatağının dışardan uyarılmaması gerekir. Bu tür bitkilerin önde gelenleri: Amberparis kökü, sedefotu, acıçiğdem tohumu, şekerciboyası kökü, solucanotu, adaçayı, ardıç kozalağı, pelinotu, eğreltiotu kökü, kurtpençesi, banotu, istanbul kekiği(Origanum vulgare), melekotu kökü, centiyane, barut ağacı kabuğu, eğir kökü, biberiye, kereviz çayı, güzelavratotu, sarısabır, sinameki.
28 Nis, 2009
